Türkiye Cumhuriyeti

Helsinki Büyükelçiliği

Bilgi Notları

Finlandiya Hakkında Genel Bilgiler, 16.03.2016

Ülkenin Kısa Tarihçesi:

Finlandiya coğrafyası 13. yüzyıldan itibaren İsveç Krallığı’nın ilgisini giderek artan ölçüde cezp etmiş; özellikle de o dönem kaydadeğer bir güç olarak ortaya çıkmaya başlayan Rusya’ya (Novgorod Prensliği) karşı yürütülen nüfuz mücadelesinde Finlandiya toprakları ön planda olmuştur. Fin topraklarını ele geçirmek üzere İsveç tarafından düzenlenen “haçlı seferleri”, 13. yüzyılın sonlarına doğru bu coğrafyanın gelecek 550 yıl İsveç egemenliğinde kalmasıyla sonuçlanmıştır. Öte yandan, Finlandiya toprakları ilk kez 1323 yılında İsveç Krallığı ile Novgorod Prensliği arasında imzalanan Pahkinasaari Anlaşması’na konu olmuş; bu anlaşmayla Finlandiya, doğudaki küçük bir bölümü dışında resmen İsveç kraliyet mülkü haline gelmiştir. Bu şekilde, İskandinav kültür ve yönetim tarzına tabi olan Finlandiya, 1581’de İsveç tacına bağlı bir Büyük Prenslik olarak ilan edilmiştir. Ancak, dönemin büyük güçleri olan İsveç ve Rusya arasındaki mücadele her zaman Fin toprakları üzerinde etkili olmuş ve 1808-1809 Fin Savaşı sonucunda Finlandiya, “Büyük Dükalık” adı altında Rus Çarlığı’na bağlanmıştır. Rus Çarı’nın Büyük Dük olduğu bu düzenlemede Finlandiya genel valilerce özerk olarak idare edilmeye başlanmıştır. Bolşevik İhtilali’nin hemen ardından ise Finlandiya, 6 Aralık 1917 tarihinde (önceden Petrograd Sovyeti’nin onayını alarak) bağımsızlığını ilan etmiştir.

II. Dünya Savaşı sırasında Stalin’in baskılarına boyun eğmeyen Finler, SSCB ile iki kez savaşmıştır. Finlandiya bu savaşlarda mağlup olmasına, topraklarının % 12'sini doğu SSCB’ne bırakmasına ve savaş tazminatı ödemesine karşın, Baltık ülkeleri gibi Sovyet işgaline uğramamıştır.

II. Dünya Savaşı’nı izleyen dönemde, Doğu ve Batı Blokları arasında tarafsızlık siyasası izleyen Finlandiya, Sovyetler Birliği'nden çekindiği için Batı dünyasıyla ilişkilerini sınırlı tutmuştur.

1955’te BM ve Nordik Konseyi'ne üye olan Finlandiya, Soğuk Savaş’ın son dönemlerinden başlayarak, Batı dünyası ile ilişkilerini geliştirmeye hız vermiş ve 1986’da EFTA, 1989’da Avrupa Konseyi ve 1995’te AB'ye üye olmuştur. AB’ye katılan Finlandiya, askeri tarafsızlık politikasını devam ettirmekle birlikte, Birliğin Güvenlik ve Savunma Politikası’nın dışında kalmamaya çalışmakta; ayrıca NATO ile Barış için Ortaklık Programı çerçevesinde işbirliğini geliştirmeye gayret etmektedir. Finlandiya, ülkemizin AB aday ülke statüsü elde ettiği 1999 AB Zirvesi’ne ev sahipliği yapmış olup, AB Dönem Başkanlığını ikinci kez üstlendiği 2006 yılının ikinci yarısında ise Kıbrıs sorununa siyasi çözüm bulunması için çaba sarf etmiş, ancak, bu amacına ulaşamamıştır.

1975 yılında imzalanan Helsinki Nihai Senedi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) kurulmasına giden süreci başlatmıştır. İnsan hakları ve demokratikleşme konularını dış politika alanında sürekli gündeme getirmesiyle bilinen Finlandiya, 2006 yılının ikinci yarısında üstlendiği AB dönem başkanlığı ve 2008 yılında üstlendiği AGİT dönem başkanlığı ile son yıllarda dış politika alanında daha görünür bir konum elde etmiştir. Ayrıca, Finlandiya eski Cumhurbaşkanı (1994-2000) Martti Ahtisaari, 2008 yılı Nobel Barış Ödülü’nü almıştır.

Başkent Helsinki:

1550 senesinde İsveç Kralı Gustaf Vasa tarafından Vantaa Nehri ağzına kurulan Helsinki, Tallin ile beraber Baltık Denizi’nde bir ticaret üssü haline gelmiştir. 1600’lü yılların ortasında ise, günümüz Helsinki şehri inşa edilmeye başlanmıştır. 1748’de İsveç Krallığı, gittikçe artan Rus saldırılarına karşı, Helsinki’yi daha iyi koruyabilmek amacıyla bir ada üzerine yapılmış deniz kalesi özelliğini taşıyan Suomenlinna’yı inşa etmiştir. 1809 yılında Ruslar Finlandiya’yı ele geçirerek, 1812’de Helsinki’yi Çar Dükalığı’nın başkenti ilan etmişlerdir.

Finlandiya’nın 1917 senesinde bağımsızlığını ilan etmesinden sonra Helsinki başkent olarak önemini arttırmış, geleneksel ve aynı zamanda işlevsel bir çizgi ile yeniden imar edilmeye başlanmıştır.

1952 senesinde savaşın etkisinden kurtulmuş olan Helsinki, büyük bir başarı göstererek Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yapmıştır. Hızlı gelişimini sürdüren Helsinki, zamanla bölgesinde önemli bir metropole dönüşmüş ve 1975 senesindeki Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Toplantısı gibi büyük toplantı ve zirvelere ev sahipliği yapmıştır.

600 bin civarında nüfusa sahip Helsinki, Avrupa’nın en yeşil ve temiz başkentlerinden biridir.

Helsinki’nin çok eski tarihi bir geçmişi olmasa da, 18. yüzyılda inşa edilmiş binalar bile sıkı bir şekilde korunup muhafaza edilerek günümüze kadar gelebilmiştir. Şehir, neo-klasik ve günümüzün modern mimarisi ile harmanlanmış yapıları ile dikkat çekmektedir. 1822-1852 yılları arasında ünlü Alman mimar Carl Ludvig Engel tarafından tasarlanan ve inşa edilen, Helsinki’nin sembollerinden birisi olan, önünde 1809 yılında İsveç hakimiyetine son veren Rus Çarı II. Alexander’ın heykeli bulunan ve halk arasında “beyaz kilise” olarak da tanımlanan Tuomio Katedrali görülmeye değer bir yapıdır. Şehir merkezinin en eski bölgesi sayılabilecek olan Senato Meydanı’nda (Senaatintori) yer alan bu katedralden başka aynı mahalde, yine 1700’lerde yapılan, 1800’lü yılların ortalarına doğru Engel tarafından otel olarak yeniden tasarlanan ve 1930 senesinde Helsinki Belediye Binası olarak tanzim edilen yapı, 1832’de inşaatı tamamlanan tarihi Helsinki Üniversitesi binası, bugün Başbakanlık olarak hizmet veren eski Devlet Konseyi binası ile 1757 senesinde ünlü bir tüccar olan Johan Sederholm tarafından inşa edilen ve şehrin en eski binası olan Sederholm Evi Müzesi de bulunmaktadır.

Helsinki’nin merkezindeki Katajanokka semtinde bulunan,1868 tarihinde Bizans-Rus mimarisinde yapılmış ve Batı Avrupa’nın en büyük Ortodoks kilisesi olan Uspenski Kilisesi görülmeye değerdir.

Helsinki, genellikle yaz aylarında çok sayıda günübirlik ve kısa süreli ziyaretçiyi ağırlar. Yazın, halkın yanısıra, turistlerin de ilgi gösterdiği Kauppatori’de (Pazar Meydanı), günlük taze sebze, meyve, balık gibi gıda ürünlerinin yanısıra, Finlandiya‘da üretilen el işlerini ve hediyelik eşyayı bulmak mümkündür.

Meydana yaklaşık yüz metre uzaklıkta bulunan Esplanade Caddesi, üzerinde dünyaca tanınmış markaların mağazalarının da yer aldığı önemli bir alış veriş bölgesidir. Sözkonusu cadde üzerinde yer alan Esplanade Parkı, soluklanmak ve yaz aylarında düzenlenen halka açık konserler için tavsiye edilebilecek yerler arasındadır. Esplanade Caddesinin sonunda yer alan Stockmann alışveriş merkezi, Kuzey Avrupa’nın en büyük alışveriş merkezi olup, giriş katında oldukça büyük bir kitapevi de bulunmaktadır. Stockmann’ın karşısında, Mannerheim caddesi üzerinde yer alan Forum alışveriş merkezi ve hemen yanındaki Sokos alışveriş merkezi ile aynı bölgede bulunan Kamppi çarşısı da Helsinki’nin önde gelen alışveriş mekanlarıdır. Stockmann, Forum ve Kamppi alışveriş merkezleri ayrıca yeraltı geçişleriyle birbirlerine bağlıdır.

Helsinki’nin savunması için 18. yüzyılda yapılan ve 1991’de UNESCO tarafından kültürel miras olarak tanımlanan Suomenlinna Adası’ndaki kale ve surlar da görülmeye değerdir. Adaya Kauppatori’den kalkan teknelerle yaklaşık 15 dakikada ulaşmak mümkündür.

Ayrıca, Korkeasaari Adası üzerine kurulan ve doğa yürüyüşü için tercih edilen hayvanat bahçesi turistlerin ilgisini çekmektedir.

Her mevsimde ayrı bir güzelliğin bulunduğu, “açık hava müzesi” olarak adlandırabileceğimiz ve koruma altında bulunan Seurasaari Adası’nda, Fin halkının geçmişteki yaşamı örnek yapı ve maketlerle sergilenmektedir.

Helsinki’de Finlandiya Ulusal Müzesi (Suomen Kansallismuseo), Kültürler Müzesi (Kultturien Museo), Savaş Müzesi (Sota Museo) gibi tarih ve Ateneum Sanat Müzesi, Modern Sanat Müzesi (Kiasma), Helsinki Sanat Müzesi (Helsingin Taide Halli)  gibi kültür ve sanat ağırlıklı müzeler bulunmaktadır.

Helsinki şehrinde, Ren geyiği, Baltık Denizi’ne özgü balık çeşitleri, mantar ve doğal çalı meyvelerinin ağırlıkta olduğu Fin mutfağı örneklerinin sunulduğu restoranların (Fince: ravintola) yanısıra, Türk, İtalyan, Fransız, Hint, Çin, Tayland gibi dünyanın değişik damak tatlarının denenebileceği çok sayıda lokanta, “bistro” ve “cafe” de bulunmaktadır.